



















Gossip Girl (Dedikoducu Kız) Manhattan'ın iki ayrı grubunu da ele almış.Sosyeteler ve sıradanlar.Sıradanlar'da Jenny,Vanessa,Rufus ve Dan olmak üzere birkaç kişi var..Fakat sosyete grubu paha biçilemez..Tabii bu sosyete grubu olarak adlandırdığımız grup dizinin asıl kişilikleri oluyor..
Zamanla sosyetik güzellere özenen Jenny,kendini kaybediyor ve masum çocuk olmaktan sıkılarak kendisine Blair Waldorf gibi kötü sosyetik güzelin yardım edebileceğini düşünüyor.Fakat bilmiyor ki Blair Waldorf'un yanında küçük Jenny'e yer yok.Tabii Blair'ın eğlencesi oluyor Jenny.Apaçık kullanıyor.Bunu farkeden Jenny ise,artık kendine yeni bir tarz yaratıyor ve yepyeni bir Jenny çıkıyor karşımıza.Hep yenilen ve alttan alan taraf Serena Van Der Woodsen oluyor.Biricik arkadaşı B'yi kaybeymek istemiyor.Kafası karışık çünkü Nate'le yaşadıkları paha biçilemez.Ancak Dan'i de seviyor..Bir Nate,bir Dan..Bazen sadece Dan oluveriyor,bazen de Nate.Hayatları kargaşalarla dolu.Belki de deli gibi özendiğimiz hayatlar,o kadar da keyifli olmayabilir.O kadar da imrenilecek kadar güzel olmayabilir.Hatta bizlerin hayatını tamamiyle değiştirebilir.Chuck Bass para düşkünü bir erkek.Herşeyin parayla halledilebileceğini düşünüyor fakat bunun asıl nedeni babası Bart Bass.Annesi Chuck'ı doğururken öldüğü için Chuck'ı suçluyor ve onunla ilgilenmiyor bile.Tek varlığı işiymiş gibi yaşıyor hayatını.Chuck'a sadece para veriyor,onu böyle idare ediyor.Belki de başından savmak istiyor..Yani,en azından şu zilyarder Chuck Bass böyle düşünüyor :)
Blair Waldorf.Kötü kızımız Blair,hayatı boyunca yenildiğini düşünenlerden.Annesinin artık onu sevmediğini düşünüyor.Çünkü Eleanor Waldorf bir moda tasarımcısı ve eğer işine düşmezse,herşeyini kaybedebilir..Tabii kızıyla da ilgilenmesi gerekir o ayrı mesele.
Açıkçası böyle aileleri gırtlaklayasım geliyor.Sadece,tek varlıkları,tek amaçları para kazanmak gibi bir iz bırakıyorlar akıllarda.Tabii ki de para kazanmak gerekir ama manevi değerler kazanılmadıktan,korunmadıktan sonra, paranın ne önemi var ki?Sevgisizlik..Herşeyin başı bu zaten.Çocuklar,gençler hele hele bu zamandaki gençler hep bir ilgi bekliyorlar.İlgi,alaka,sevgi.Bunu bulamayınca da doğal olarak işler kötüye gidiyor.Sonra aileler "Zaten hep böyleydi!Ben bunun kötüye gideceğini biliyordum ki!" derler.Halbuki suçu kendilerinde aramalılardır..
Nate Archibald ise tamamen doğal birisidir.Yani,babasının izinden gitmek istemiyor.Chuck gibi olmak istemiyor.Evet,o da sevgisiz büyüdü belki..Bütün sosyetelerin,en gözde insanların ailelerinden mükemmel bir sevgi aldıklarını söyleyemeyiz..Ama Chuck ile Nate'in arasında bir sürü fark var..Nate herşeyi parayla halletme çabasında değil.İnsanları koruyor ve kolluyor.Ama Chuck aksine,insanları ezik ve rezil duruma düşürmeyi,onları yenip üstün olmayı seviyor.Tıpkı Blair Waldorf gibi..Gerçekten uyumlular..
Yukarı doğu yakasında bunlar yaşanırken,bizler burada bir koşuşturma içerisindeyiz..Türkiye'nin bu yanı çok hoşuma gidiyor.Aileler birbirine çok bağlılar.Değer veriyorlar ve herşeyleri para değil.Paraya fazlasıyla önem verilse de,hiçbir aile bireyi ihmal edilmez.
Her şey para demek değildir ;)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder